TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yemeği dağıtmak {fi} austun {v}
yemeği dışarıda yemek {allg} auswärts essen {allg}
yemeği fırına vermek {itr} gratinieren {itr}
yemeği hazırlamak {v} bekochen {v}
yemeği iyi pişirmek {fi} durchbacken {v}
yemeği ısıtmak {v} bekochen {v}
yemeği kabaca kaşıklamak {fi} einhauen {v}
yemeği servis etmek {v} servieren {v}
yemeği sıcak tutan {i} die Warmhalteplatte {f}
yemeği yeniden ısıtmak {fi} aufwärmen {v}
yemeğin içine ekmek doğramak {fi} einbrocken {v}
yemeğin üstüne serpiştirerek fırında kızartmak {fi} überbacken {v}
Indirekte Treffer
akşam yemeği {i} die Hauptmahlzeit {f}
akşam yemeği {i} das Abendessen {n}
akşam yemeği {i} das Abendbrot {n}
akşam yemeği {i} das Nachtessen {n}
akşam yemeği vakti {i} die Abendmahlzeit {f}
akşam yemeği yemek {fi} zu Abend essen {v}
baharat ve sebzeli ringa balığı yemeği {i} der Rollmops {m}
balık yemeği {i} das Fischgericht {n}
bayram yemeği {i} das Festmahl {n}
bir çeşit yahni yemeği {i} das Frikassee {n}
bir yemeği sevmek {allg} gern essen {allg}
diyet yemeği {i} die Diätkost {f}
dolma yemeği içi {i} das Füllmaterial {n}
dolma yemeği içi {i} das Füllhaar {n}
düğün yemeği {i} der Hochzeitsschmaus {m}
et suyu ve köklerle birlikte pişirilen patates yemeği {ç} die Bouillonkartoffeln {pl}
et yemeği {i} das Fleischgericht {n}
et yemeği kapaması {i} das Dünstfleisch {n}
günün yemeği {i} das Tagesgericht {n}
hafif öğle yemeği {i} der Lunch {m}
hasta yemeği {i} die Krankenkost {f}
yemeği {i} das Arbeitsessen {n}
yemeği {i} das Geschäftsessen {n}
İtalyan makarna yemeği {ç} die Spaghetti {pl}
iyi yemeği seven {i} der Gourmet {m}
karavana yemeği {i} die Menage {f}
küçük öğle yemeği {i} der Lunch {m}
kuşluk yemeği {i} das Gabelfrühstück {n}
öğle yemeği {i} das Mittagsbrot {n}
öğle yemeği {i} das Mittagessen {n}
öğle yemeği {i} das Mittagsessen {n}
öğle yemeği kuponu {i} der Mittagessensgutschein {m}
öğle yemeği paketi {i} das Lunchpaket {n}
öğle yemeği yemek {allg} zu Mittag essen {allg}
öğlen yemeği vakti {i} die Mittagsstunde {f}
öğlen yemeği yemek {allg} zu Mittag speisen {allg}
perhiz yemeği {i} [din]die Fastenspeise {f}
perhiz yemeği {i} die Diätkost {f}
perhiz yemeği {i} das Diätessen {n}
pirinçle yapılan bir tür İspanyol yemeği {i} die Paella {f}
rejim yemeği {i} die Diätkost {f}
resmi davetlilerin katıldığı akşam yemeği {i} [pol]das Souper {n}
restoranın özel yemeği {allg} eine Spezialität des Restaurants {allg}
sığır dili yemeği {i} die Ochsenzunge {f}
şölen yemeği {i} die Festmahl {f}
şölen yemeği {i} das Festessen {n}
veda yemeği {i} die Henkersmahlzeit {f}
veda yemeği {i} das Abschiedsessen {n}
yemeği dağıtmak {fi} austun {v}
yemeği dışarıda yemek {allg} auswärts essen {allg}
yemeği fırına vermek {itr} gratinieren {itr}
yemeği hazırlamak {v} bekochen {v}
yemeği iyi pişirmek {fi} durchbacken {v}
yemeği ısıtmak {v} bekochen {v}
yemeği kabaca kaşıklamak {fi} einhauen {v}
yemeği servis etmek {v} servieren {v}
yemeği sıcak tutan {i} die Warmhalteplatte {f}
yemeği yeniden ısıtmak {fi} aufwärmen {v}