güçlüğü yenme {i} | die Überbrückung {f} |
|
duyma güçlüğü çeken {a} | schwerhörig {a} |
|
güçlüğü yenme {i} | die Überbrückung {f} |
|
işte işin güçlüğü burada yatıyor! {allg} | da liegt der Hase im Pfeffer {allg} |
|
öğrenme güçlüğü çeken çocukların gittiği okul {i} | die Sonderschule {f} |
|
okuma güçlüğü {i} | die Leseschwierigkeit {f} |
|
sindirim güçlüğü {i}
[hek] | die Verdauungsbeschwerde {f} |
|
sindirim güçlüğü {i}
[hek] | die Verdauungsstörung {f} |
|
solunum güçlüğü {i} | die Atemnot {f} |
|
solunum güçlüğü {allg} | Atembeschwerden pl {allg} |
|
solunum güçlüğü {ç} | die Atembeschwerden {pl} |
|
solunum güçlüğü {i} | die Atembeschwerde {f} |
|
uyum güçlüğü {ç} | die Anpassungsschwierigkeiten {pl} |
|
yazma güçlüğü {i} | die Dysgrafie {f} |
|
yutma güçlüğü {i} | die Schluckstörung {f} |
|
yutma güçlüğü {i} | die Aphasie {f} |
|