TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
nefret {i} die Abgeneigtheit {f}
nefret {i} die Abneigung {f}
nefret {mf} Abscheu {mf}
nefret {i} der Gräuel {m}
nefret {i} der Groll {m}
nefret {i} der Hass {m}
nefret {i} das Odium {n}
nefret {i} die Unlust {f}
nefret {i} der Widerwille {m}
nefret aşkı {i} die Hassliebe {f}
nefret bana yabancı bir şey {allg} Hass ist mir fremd {allg}
nefret dolu {s} giftig {adj}
nefret dolu {s} grimmerfüllt {adj}
nefret dolu {s} hasserfüllt {adj}
nefret dolu {allg} von Hass erfüllt {allg}
nefret duygularıyla dolu {s} hasserfüllt {adj}
nefret duygusu {i} die Antipathie {f}
nefret duygusu {i} das Hassgefühl {n}
nefret eden {i} der Hasser {m}
nefret edilen {s} bestgehasst {adj}
nefret edilen {s} missliebig {adj}
nefret edilen {s} odios {adj}
nefret edilen {s} schandbar {adj}
nefret edilen {s} schändlich {adj}
nefret edilen {s} verhasst {adj}
nefret edilesi {s} hassenswert {adj}
nefret etmek {fi} abstoßen {v}
nefret etmek {v} hassen {v}
nefret etmek {v} verabscheuen {v}
nefret uyandıran {s} antipathisch {adj}
nefret uyandıran {i} der Gräuel {m}
nefret uyandırıcı {s} aasig {adj}
nefret uyandırıcı {s} abschreckend {adj}
nefret uyandırmak {fi} abstoßen {v}
nefret uyandırmak {fi} anekeln {v}
nefret vaazcisi {i} der Hassprediger {m}
nefrete layık {s} hassenswert {adj}
nefretlik {a} hassenswert {a}
Indirekte Treffer
başka ırklara karşı duyulan kin veya nefret {i} der Rassenhass {m}
birinden nefret etmek {allg} jemanden gefressen haben {allg}
birisinden veya bir şeyden nefret etmek {allg} Abscheu haben (vor etw/jdm) {allg}
gizli nefret {allg} heimlicher Groll {allg}
hem sevip hem nefret etme {i} die Hassliebe {f}
insanlardan nefret eden kişi {i} der Misanthrop {m}
insanlardan nefret etme {i} die Misanthropie {f}
insanlardan nefret etme {i} der Menschenhass {m}
kendinden nefret ettirmek {allg} verhasst machen {allg}
nefret aşkı {i} die Hassliebe {f}
nefret bana yabancı bir şey {allg} Hass ist mir fremd {allg}
nefret dolu {s} grimmerfüllt {adj}
nefret dolu {s} giftig {adj}
nefret dolu {allg} von Hass erfüllt {allg}
nefret dolu {s} hasserfüllt {adj}
nefret duygularıyla dolu {s} hasserfüllt {adj}
nefret duygusu {i} die Antipathie {f}
nefret duygusu {i} das Hassgefühl {n}
nefret eden {i} der Hasser {m}
nefret edilen {s} verhasst {adj}
nefret edilen {s} missliebig {adj}
nefret edilen {s} schändlich {adj}
nefret edilen {s} bestgehasst {adj}
nefret edilen {s} schandbar {adj}
nefret edilen {s} odios {adj}
nefret edilesi {s} hassenswert {adj}
nefret etmek {v} verabscheuen {v}
nefret etmek {v} hassen {v}
nefret etmek {fi} abstoßen {v}
nefret uyandıran {s} antipathisch {adj}
nefret uyandıran {i} der Gräuel {m}
nefret uyandırıcı {s} abschreckend {adj}
nefret uyandırıcı {s} aasig {adj}
nefret uyandırmak {fi} anekeln {v}
nefret uyandırmak {fi} abstoßen {v}
nefret vaazcisi {i} der Hassprediger {m}
ondan nefret ediyorum {allg} er ist mir ein Gräuel {allg}
senden nefret ediyorum {allg} ich hasse dich {allg}
yabancıdan nefret etme {i} der Fremdenhass {m}