oturduğu evi değiştirmek {v}
[hek] | verpflanzen {v} |
|
oturduğu yer {i} | der Wohnort {m} |
|
oturduğu yerden çıkarmak {v} | delogieren {v} |
|
oturduğunda olduğundan çok daha iri görünen kişi {i} | der Sitzriese {m} |
|
asilzadenin oturduğu babadan kalma evi {i} | der Edelsitz {m} |
|
asilzadenin oturduğu babadan kalma evi {i} | der Adelsitz {m} |
|
at arabası sürücünün oturduğu yer {i} | der Bock {m} |
|
birinin her zaman oturduğu yer {i} | der Stammplatz {m} |
|
birisini oturduğu yerden çıkarmak {fi} | ausquartieren {v} |
|
devamlı müşterilerin her geldiğinde oturduğu masa {i} | der Stammtisch {m} |
|
oturduğu evi değiştirmek {v}
[hek] | verpflanzen {v} |
|
oturduğu yer {i} | der Wohnort {m} |
|
oturduğu yerden çıkarmak {v} | delogieren {v} |
|
oturmaktan oturduğu yeri aşındırmak {fi} | durchsitzen {v} |
|
poliçeyi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde {fi} | domizilieren {v} |
|
poliçeyi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ödenmek üzere keşide etmek {fi} | domizilieren {v} |
|
senedi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ö {fi} | domizilieren {v} |
|
senedi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ödenmek üzere keşide etmek {fi} | domizilieren {v} |
|
yolcuların oturduğu kısım {i} | die Kabine {f} |
|