yapmaya bağlamak {fi} | anschicken {v} |
|
yapmaya değer {a} | lohnend {a} |
|
yapmaya devam etmek {fi} | weitermachen {v} |
|
yapmaya devam etmemek {fi} | aussetzen {v} |
|
yapmaya hazır {s} | bereitwillig {adj} |
|
yapmaya hazır olma {i} | die Bereitwilligkeit {f} |
|
askerlik yapmaya elverişli {s}
[ask] | waffenfähig {adj} |
|
askerlik yapmaya yükümlü {s}
[ask] | wehrpflichtig {adj} |
|
askerlik yapmaya yükümlü {s}
[ask] | wehrdienstpflichtig {adj} |
|
bent yapmaya müsait toprak {i} | der Deichbruch {m} |
|
bir şeyi yapmaya alışkın {s} | gewohnt {adj} |
|
bir şeyi yapmaya davet etmek {fi} | appellieren {v} |
|
bir şeyi yapmaya girişmek {allg} | anmaßen etw zu tun {allg} |
|
bir şeyi yapmaya karar vermek {fi} | vornehmen {v} |
|
bir şeyi yapmaya koyulmak {fi} | anschicken {v} |
|
iş yapmaya hazır olma {i} | die Arbeitsbereitschaft {f} |
|
kamping yapmaya gitmek {allg} | zum Camping gehen {allg} |
|
sağlığı askerlik görevini yapmaya uygun {allg}
[ask] | militärdienstpflichtig {allg} |
|
sağlığı askerlik görevini yapmaya uygun {allg}
[ask] | militärdiensttauglich {allg} |
|
telepati yapmaya istekli kişi {i} | der Telepath {m} |
|
yapmaya bağlamak {fi} | anschicken {v} |
|
yapmaya değer {a} | lohnend {a} |
|
yapmaya devam etmek {fi} | weitermachen {v} |
|
yapmaya devam etmemek {fi} | aussetzen {v} |
|
yapmaya hazır {s} | bereitwillig {adj} |
|
yapmaya hazır olma {i} | die Bereitwilligkeit {f} |
|
yatırım yapmaya hazır olma {i} | die Investitionsbereitschaft {f} |
|
yatırım yapmaya hazır olma {i} | die Anlagebereitschaft {f} |
|