duygularını açığa vurma {i} | die Auslassung {f} |
|
duygularını anlamak {allg} | jdn verstehen {allg} |
|
duygularını bastırma {i}
[hek] | die Verdrängung {f} |
|
duygularını bastırmak {v}
[hek] | verdrängen {v} |
|
duygularını bastırmak {v} | zügeln {v} |
|
duygularını belirtmek {allg} | auslassen {allg} |
|
duygularını belli etmek {fi} | auslassen {v} |
|
duygularını belli etmemek {fi} | verkneifen {v} |
|
duygularını kelimelerle ifade etmek {allg} | seine Gefühle in Worte kleiden {allg} |
|
duygularını önleme {i} | die Zügelung {f} |
|
duygularını paylaşmak {fi} | mitfühlen {v} |
|
duygularının esiri olmak {fi} | hinreißen lassen {v} |
|
başkalarının duygularını dikkate alma {i} | die Rücksichtnahme {f} |
|
başkalarının duygularını dikkate almayan {s} | rücksichtslos {adj} |
|
başkalarının duygularını hiçe sayma {i}
[fel] | der Zynismus {m} |
|
başkalarının duygularını kaale almama {i}
[fel] | der Zynismus {m} |
|
birisinin duygularını paylaşmak {allg} | nachfühlen {allg} |
|
duygularını açığa vurma {i} | die Auslassung {f} |
|
duygularını anlamak {allg} | jdn verstehen {allg} |
|
duygularını bastırma {i}
[hek] | die Verdrängung {f} |
|
duygularını bastırmak {v}
[hek] | verdrängen {v} |
|
duygularını bastırmak {v} | zügeln {v} |
|
duygularını belirtmek {allg} | auslassen {allg} |
|
duygularını belli etmek {fi} | auslassen {v} |
|
duygularını belli etmemek {fi} | verkneifen {v} |
|
duygularını kelimelerle ifade etmek {allg} | seine Gefühle in Worte kleiden {allg} |
|
duygularını önleme {i} | die Zügelung {f} |
|
duygularını paylaşmak {fi} | mitfühlen {v} |
|
onun duygularını anlamak {allg} | hinein denken {allg} |
|
oy kazanmaya yönelik halkın duygularını okşama siyaseti {i}
[pol] | der Populismus {m} |
|