geleceği başarılarla dolu olma ihtimali olan {s} | Erfolg versprechend {adj} |
|
geleceği gören {s} | prospektiv {adj} |
|
geleceği gören {s} | verständig {adj} |
|
geleceği gören {s} | vorausschauend {adj} |
|
geleceği gören kimse {i} | der Seher {m} |
|
geleceği görme {i} | der Ausblick {m} |
|
geleceği görme {i}
[hek] | die Übersichtigkeit {f} |
|
geleceği görme {i} | der Weitblick {m} |
|
geleceği görmek {itr} | hellsehen {itr} |
|
geleceği görmek {allg} | in die Zukunft blicken {allg} |
|
geleceği inceleyen bilim dalı {i} | die Futurologie {f} |
|
geleceği iyi görebilen {s} | scharf blickend {adj} |
|
geleceği iyi görebilen {s} | scharfsichtig {adj} |
|
geleceği iyi göremeyen {s}
[hek] | kurzsichtig {adj} |
|
geleceği iyi kestirememe {i}
[hek] | die Kurzsichtigkeit {f} |
|
geleceği kestirebilme {i} | der Scharfblick {m} |
|
geleceği kestirebilme {i} | die Weitsicht {f} |
|
geleceği önceden söyleme {i} | die Prophezeiung {f} |
|
geleceği parlak {a} | vielversprechend {a} |
|
geleceğim {allg} | ich werde kommen {allg} |
|
geleceğin {s} | künftig {adj} |
|
geleceğin yıldızı {i} | das Sternchen {n} |
|
geleceğini bildirmek {allg} | ansagen {allg} |
|
başına geleceği bilmek {allg} | wissen was die Uhr geschlagen hat {allg} |
|
başına geleceği hesaplamadan başa geçmek {allg} | ohne Rücksicht auf Verluste ans Ruder kommen {allg} |
|
başına geleceği hesaplamadan idareyi ele almak {allg} | ohne Rücksicht auf Verluste ans Ruder kommen {allg} |
|
emek piyasasının geleceği {ç} | die Arbeitsmarktaussichten {pl} |
|
geleceği başarılarla dolu olma ihtimali olan {s} | Erfolg versprechend {adj} |
|
geleceği gören {s} | verständig {adj} |
|
geleceği gören {s} | prospektiv {adj} |
|
geleceği gören {s} | vorausschauend {adj} |
|
geleceği gören kimse {i} | der Seher {m} |
|
geleceği görme {i} | der Weitblick {m} |
|
geleceği görme {i}
[hek] | die Übersichtigkeit {f} |
|
geleceği görme {i} | der Ausblick {m} |
|
geleceği görmek {allg} | in die Zukunft blicken {allg} |
|
geleceği görmek {itr} | hellsehen {itr} |
|
geleceği inceleyen bilim dalı {i} | die Futurologie {f} |
|
geleceği iyi görebilen {s} | scharf blickend {adj} |
|
geleceği iyi görebilen {s} | scharfsichtig {adj} |
|
geleceği iyi göremeyen {s}
[hek] | kurzsichtig {adj} |
|
geleceği iyi kestirememe {i}
[hek] | die Kurzsichtigkeit {f} |
|
geleceği kestirebilme {i} | die Weitsicht {f} |
|
geleceği kestirebilme {i} | der Scharfblick {m} |
|
geleceği önceden söyleme {i} | die Prophezeiung {f} |
|
geleceği parlak {a} | vielversprechend {a} |
|
iş piyasasının geleceği {ç} | die Arbeitsmarktaussichten {pl} |
|