TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
saat {i} die Stunde {f}
saat {i} die Uhr {f}
saat {i} die Uhrzeit {f}
saat {i} der Zählapparat {m}
saat {i} die Zeit {f}
saat {i} der Zeitmesser {m}
saat -de {öt} um {prp}
saat 2'de {allg} um 2 Uhr {allg}
saat 24 {allg} es ist null Uhr {allg}
saat ayarı {i} die Uhrzeit {f}
saat ayarı bildirimi {i} die Zeitansage {f}
saat başı {adv} allstündlich {adv}
saat başı {a} stundenweise {a}
saat başı {s} stündlich {adj}
saat başına ücret {i} der Arbeitsstundensatz {m}
saat bildirim işareti {i} [den]der Zeltball {m}
saat bir {allg} es ist ein Uhr {allg}
saat camı {i} das Uhrglas {n}
saat dilimi {i} die Zeitzone {f}
saat doğru gidiyor {allg} die Uhr geht richtig {allg}
saat durmuş {allg} die Uhr ist stehengeblieben {allg}
Saat farkı {i} die Zeitdifferenz {f}
Saat farkı {i} der Zeitunterschied {m}
saat gece yarısını gösteriyor {allg} es ist null Uhr {allg}
saat geri kalıyor {allg} die Uhr geht nach {allg}
saat gibi {a} pünktlich {a}
saat gibi işlemek {allg} wie am Schnürchen laufen {allg}
saat ibresi {i} der Uhrzeiger {m}
saat ibresi dönüş yönünde {i} der Uhrzeigersinn {m}
saat ibresinin dönüşü yönünde {allg} im Uhrzeigersinn {allg}
saat iki buçuk {allg} es ist halb drei {allg}
saat ileri gidiyor {allg} die Uhr geht vor {allg}
saat in geri kalması {fi} nachgehen {v}
saat işareti {i} das Zeitzeichen {n}
saat kaç {allg} wie spät ist es {allg}
saat kaç {allg} Wieviel Uhr ist es {allg}
saat kaç? {allg} wie spät ist es {allg}
saat kaç? {allg} Wieviel Uhr ist es {allg}
saat kaçta? {allg} um wieviel Uhr {allg}
saat kadranı {i} das Zifferblatt {n}
saat kayışı {i} das Uhrband {n}
saat kordonu {i} das Uhrenarmband {n}
saat kösteği {i} die Uhrkette {f}
saat kulesi {i} der Uhrturm {m}
saat kurma zembereği {i} [hayb]die Schnecke {f}
saat kurmak {fi} aufdrehen {v}
saat kurmak {fi} aufziehen {v}
saat maşası {i} die Hemmung {f}
saat maşası {i} der Uhranker {m}
saat mekanizması {i} das Gehwerk {n}
saat mekanizması {i} das Uhrwerk {n}
saat minesi {i} das Zifferblatt {n}
saat sarkacı {nm} Perpendikel {nm}
saat süren {sonk} -stündig {suf}
saat tablası {i} die Unruh {f}
saat tam 10'da {allg} Punkt 10 Uhr {allg}
saat tam dokuzda {allg} Schlag neun Uhr {allg}
saat tam on {allg} es ist exakt zehn Uhr {allg}
saat tamircisi {i} der Uhrmacher {m}
saat tutmak {v} timen {v}
saat üç {allg} Es ist drei Uhr {allg}
saat ücreti {i} der Stundenlohn {m}
saat yarım {allg} halb eins {allg}
saat yayı {i} die Uhrfeder {f}
saat yelkovanının aksi yönünde {allg} entgegen dem Uhrzeigersinn {allg}
saat yönünde çevirme {i} die Rechtsdrehung {f}
saat yönünde dönen {s} rechtsgängig {adj}
saat yönünde giden {s} rechtsläufig {adj}
saat zembereği {i} die Krone {f}
saat zembereği {i} die Triebfeder {f}
saat zembereği {i} die Uhrfeder {f}
saat zinciri {i} die Uhrkette {f}
saatbaşı {i} die Uhr {f}
saatçi {i} der Uhrmacher {m}
saatçi {i} die Uhrmacherin {f}
saatçi cımbızı {i} die Federzange {f}
saatçi eğesi {i} die Nadelfeile {f}
saate bakmak {allg} auf die Uhr sehen {allg}
saati ayarlamak {allg} die Uhr stellen {allg}
saati ayarlamak {allg} Uhr einstellen {allg}
Indirekte Treffer
24 saat boyu çalışmak {allg} rund um die Uhr arbeiten {allg}
adam saat {i} die Arbeitsstunde {f}
adam saat {i} die Arbeiterstunde {f}
adam saat oranı {i} der Arbeitsstundensatz {m}
ayaklı saat {i} die Standuhr {f}
ayarlanabilir saat {i} der Timer {m}
bedensel saat {i} die Eigenzeit {f}
beher saat {allg} je Stunde {allg}
bir buçuk saat {allg} anderthalb Stunden {allg}
bir buçuk saat sürdü {allg} es hat eineinhalb Stunden gedauert {allg}
bir saat içinde {allg} in einer Stunde {allg}
bir saat sonra {allg} nach einer Stunde {allg}
bir saat sürecek olan yol {i} die Wegstunde {f}
bölgesel saat ayarı {i} die Ortszeit {f}
bölgesel saat ayarı {i} die Normalzeit {f}
büyük çalgılı saat {i} das Glockenspiel {n}
çalar saat {i} die Weckuhr {f}
çalar saat {i} der Wecker {m}
çalar saat {i} die Schlaguhr {f}
çalışılan saat hesabına göre {adv} stundenweise {adv}
çeyrek saat {i} die Viertelstunde {f}
çeyrek saat süren {s} viertelstündig {adj}
dakik saat. saniye şaşmayan saat {i} die Präzisionsuhr {f}
dijital saat {i} die Digitaluhr {f}
doğru giden saat {s} genaugehend {adj}
dolaplı saat {i} die Standuhr {f}
dünya saat dilimi {i} die Zeitzone {f}
enaz üç saat {allg} gute drei Stunden {allg}
fosforlu saat kadranı {i} das Leuchtzifferblatt {n}
guguklu saat {i} die Kuckucksuhr {f}
hassas ve dakik saat {i} die Quarzuhr {f}
hastane 24 saat açık {allg} Krankenhaus ist ganztägig offen {allg}
her saat {s} stündlich {adj}
her saat {adv} allstündlich {adv}
her saat için {allg} pro Stunde {allg}
her saat olan {s} stündlich {adj}
hesaplanmış saat ücreti {i} der Kalkulationsstundensatz {m}
iki ders arasındaki boş saat {i} die Zwischenstunde {f}
iki saat süren {s} zweistündig {adj}
işleri saat gibi doğru işlemek {allg} wie am Schnürchen gehen {allg}
kilovat saat {i} [fiz]die Kilowattstunde {f}
köstekli saat cebi {i} die Uhrtasche {f}
küçük saat {i} das Uhrchen {n}
küçük saat cebi {i} die Uhrtasche {f}
kuvars saat {i} die Quarzuhr {f}
lokal saat {i} die Bordzeit {f}
maşalı saat {i} die Ankeruhr {f}
müzikli saat {i} die Spieluhr {f}
öğlen saat on iki {allg} 12 Uhr mittags {allg}
otomatik saat {i} die Schaltuhr {f}
portatif çalar saat {i} der Reisewecker {m}
rakamlı saat {i} die Digitaluhr {f}
saat -de {öt} um {prp}
saat 2'de {allg} um 2 Uhr {allg}
saat 24 {allg} es ist null Uhr {allg}
saat ayarı {i} die Uhrzeit {f}
saat ayarı bildirimi {i} die Zeitansage {f}
saat başı {a} stundenweise {a}
saat başı {adv} allstündlich {adv}
saat başı {s} stündlich {adj}
saat başına ücret {i} der Arbeitsstundensatz {m}
saat bildirim işareti {i} [den]der Zeltball {m}
saat bir {allg} es ist ein Uhr {allg}
saat camı {i} das Uhrglas {n}
saat dilimi {i} die Zeitzone {f}
saat doğru gidiyor {allg} die Uhr geht richtig {allg}
saat durmuş {allg} die Uhr ist stehengeblieben {allg}
Saat farkı {i} der Zeitunterschied {m}
Saat farkı {i} die Zeitdifferenz {f}
saat gece yarısını gösteriyor {allg} es ist null Uhr {allg}
saat geri kalıyor {allg} die Uhr geht nach {allg}
saat gibi {a} pünktlich {a}
saat gibi işlemek {allg} wie am Schnürchen laufen {allg}
saat ibresi {i} der Uhrzeiger {m}