TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
suçlu {fm} [huk]Beklagte {fm}
suçlu {fm} [huk]Beschuldigte {fm}
suçlu {i} der Beschuldigter {m}
suçlu {i} [huk]der Delinquent {m}
suçlu {allg} fehlerhaft {allg}
suçlu {i} der Geächteter {m}
suçlu {allg} kriminell {allg}
suçlu {fm} Krimineller {fm}
suçlu {i} der Missetäter {m}
suçlu {i} die Missetäterin {f}
suçlu {s} Schuld {adj}
suçlu {s} schuldig {adj}
suçlu {mf} [huk]Schuldiger {mf}
suçlu {s} straffällig {adj}
suçlu {i} der Täter {m}
suçlu {i} die Täterin {f}
suçlu {fm} Tatverdächtiger {fm}
suçlu {i} der Übeltäter {m}
suçlu {i} der Verbrecher {m}
suçlu {i} die Verbrecherin {f}
suçlu bulmak {fi} für schuldig befinden {v}
suçlu bulmak {fi} für schuldig erachten {v}
suçlu muamelesi yapmak {v} kriminalisieren (jdn.) {v}
suçlu olduğunu bilir durumda {s} schuldbewusst {adj}
suçlu olduğunu kabul etmek {allg} schuldig bekennen {allg}
suçlu olmak {itr} schuld haben {itr}
suçlu olmak {fi} schuldig sein {v}
suçlu olmak {v} verschulden {v}
suçlu olup olmadığı konusunda şüphe {i} der Tatverdacht {m}
suçlu sanılan {i} die Angeklagte {f}
suçlu sanılan {i} der Angeklagter {m}
suçlu teşhir direği {i} der Pranger {m}
suçlu teşhir direği {i} der Schandpfahl {m}
suçlular dünyası {i} die Unterwelt {f}
suçlular kolonisi {i} die Strafkolonie {f}
suçlulara vurulan damga {i} das Schandmal {n}
suçluların iadesi {allg} Auslieferung von Verbrechern {allg}
suçluların iadesi anlaşması {i} [huk]der Auslieferungsvertrag {m}
suçluluk {i} die Fehlerhaftigkeit {f}
suçluluk {i} die Kriminalität {f}
suçluluk {i} die Schuld {f}
suçluluk {i} die Täterschaft {f}
suçluluk {i} das Verbrechen {n}
suçluluk duygusu {i} das Schuldgefühl {n}
suçluluk kompleksi {i} der Schuldkomplex {m}
suçluya yardımcı olan {i} der Helfershelfer {m}
suçluyu damgalamak {v} brandmarken {v}
Indirekte Treffer
ağır suçlu {i} die Schwerverbrecherin {f}
ağır suçlu {i} der Schwerverbrecher {m}
asıl suçlu {i} der Hauptschuldige {m}
aynı ölçüde suçlu {s} mitschuldig {adj}
cinsel suçlu {i} der Triebverbrecher {m}
cinsel suçlu {i} der Sexualtäter {m}
iki suçlu {i} das Verbrecherduo {n}
kaşarlanmış suçlu {allg} alter Sünder {allg}
kendini suçlu çıkarmak {fi} belasten {v}
müşterek suçlu {i} der Mitverbrecher {m}
ortak suçlu {i} der Mitverbrecher {m}
suçlu bulmak {fi} für schuldig erachten {v}
suçlu bulmak {fi} für schuldig befinden {v}
suçlu muamelesi yapmak {v} kriminalisieren (jdn.) {v}
suçlu olduğunu bilir durumda {s} schuldbewusst {adj}
suçlu olduğunu kabul etmek {allg} schuldig bekennen {allg}
suçlu olmak {v} verschulden {v}
suçlu olmak {fi} schuldig sein {v}
suçlu olmak {itr} schuld haben {itr}
suçlu olup olmadığı konusunda şüphe {i} der Tatverdacht {m}
suçlu sanılan {i} der Angeklagter {m}
suçlu sanılan {i} die Angeklagte {f}
suçlu teşhir direği {i} der Pranger {m}
suçlu teşhir direği {i} der Schandpfahl {m}
yaşlı suçlu {allg} alter Sünder {allg}