DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
müssen {a} -malı {a}
müssen {a} mecbur olmak {a}
müssen {a} -meli {a}
müssen {a} zorunda olmak {a}
Indirekte Treffer
alles allein machen müssen {allg} her işi tek başına yapmak zorunda kalmak {allg}
alles ausbaden müssen {allg} şamar oğlanı olmak {allg}
ausbaden müssen {v} cezasını çekmek {fi}
ausbaden müssen {v} ceremesini çekmek {fi}
ausbaden müssen {v} sonucuna katlanmak {fi}
daran glauben müssen {allg} bir şeye katlanmak zorunda kalmak {allg}
das müssen wir im Kalender rot anstreichen {allg} bu günü de mi görecektik? {allg}
die Suppe, die man sich eingebrockt hat auslöffeln müssen {s*be} [Redw.]kendi işlediği bir hatanın ceremesini çekmek {s*be}
etwas einstecken müssen {allg} acı gerçekleri kabullenmek {allg}
groß machen müssen {allg} kakası gelmek {allg}
Haare lassen müssen {allg} zarara uğramak {allg}
herhalten müssen {allg} alaya alınmak {allg}
schämen müssen {allg} birisinden dolayı utanç duymak {allg}
schließen müssen {allg} bitirmek zorunda olmak {allg}
seine Worte auf die Goldwaage legen müssen {allg} ne söylediğine çok dikkat etmek zorunda olmak {allg}
seine Worte auf die Goldwaage legen müssen {allg} karşıdakinin alınganlığı yüzünden sözlerini tartmak zorunda olmak {allg}
seinen Hut nehmen müssen {allg} şapkasını alıp gitmek zorunda kalmak {allg}
Sie müssen am Eierstock operiert werden {allg} Yumurtalıktan ameliyat olmanız gerekiyor {allg}
Sie müssen mit dem Rauchen aufhören {allg} Sigarayı bırakmanız gerekiyor {allg}
widerrufen müssen {v} tükürdüğünü yalamak {fi}
wir müssen mit dem Geld hinkommen was wir haben {allg} olan paramızla yetinmeliyiz {allg}
Zahlungen einstellen müssen {allg} [Handel]iflas etmek {allg}