kendisi {tan.} | derselbe {Art.} |
|
kendisi {a} | leibhaftig {a} |
|
kendisi {adv} | persönlich {adv} |
|
kendisi {adv} | selber {adv} |
|
kendisi {adv} | selbst {adv} |
|
kendisi de söylediği gibi {adv} | eingestandenermaßen {adv} |
|
kendisi göstermek {allg} | widerspiegeln {allg} |
|
kendisi için saklı tutmak {allg} | ausbedingen {allg} |
|
kendisince {allg} | seiner Meinung nach {allg} |
|
kendisine belirli mal vasiyet edilen kişi {i}
[huk] | der Legatar {m} |
|
kendisine gönderilen {i} | der Adressat {m} |
|
kendisine gönderme {i} | die Selbstbelieferung {f} |
|
kendisine gönderme kaydı {i} | die Selbstbelieferungsklausel {f} |
|
kendisine güvence verilmiş iflas alacaklısı {allg} | gesicherter Konkursgläubiger {allg} |
|
kendisine özgü {s} | unverwechselbar {adj} |
|
kendisine sağlama {i} | das Sichverschaffen {n} |
|
kendisini iyi hissetmek {fi} | wohl fühlen {v} |
|
kendisini kabul ettirmiş {s} | bewährt {adj} |
|
kendisiyle övünen {i} | der Prahler {m} |
|
kendisiyle övünen {i} | der Prahlhans {m} |
|
bizzat kendisi {tan.} | derselbe {Art.} |
|
gerçeğin ta kendisi {allg} | die nackte Wahrheit {allg} |
|
gerçeğin ta kendisi {allg} | reine Wahrheit {allg} |
|
gerçeğin ta kendisi {allg} | pure Wahrheit {allg} |
|
hakkını kendisi arama {i} | die Eigenhilfe {f} |
|
kendisi de söylediği gibi {adv} | eingestandenermaßen {adv} |
|
kendisi göstermek {allg} | widerspiegeln {allg} |
|
kendisi için saklı tutmak {allg} | ausbedingen {allg} |
|
ta kendisi {s} | leibhaftig {adj} |
|
tüm masrafı kendisi tarafından karşılanmak üzere {allg} | auf eigene Kosten {allg} |
|