bırakılan sürgün {i} | der Lassreitel {m} |
|
bırakılan topuk {i} | der Restpfeiler {m} |
|
arkada bırakılan {s} | nachgelassen {adj} |
|
arkada bırakılan {s} | postum {adj} |
|
arkada bırakılan para {allg} | nachgelassenes Geld {allg} |
|
arkada bırakılan şey {i} | die Hinterlassenschaft {f} |
|
avlanmada yem olarak bırakılan tuz {i} | die Salzlecke {f} |
|
bırakılan sürgün {i} | der Lassreitel {m} |
|
bırakılan topuk {i} | der Restpfeiler {m} |
|
emanete bırakılan eşya {allg} | hinterlegtes Gut {allg} |
|
geride bırakılan {s} | postum {adj} |
|
geride bırakılan {s} | nachgelassen {adj} |
|
geride bırakılan şöhret {i} | der Nachruhm {m} |
|
göle bırakılan hayvan yumurtası {i}
[hayb] | der Satz {m} |
|
hayvanlara yemeleri için tuz bırakılan yer {i} | die Sülze {f} |
|
ihtiyaten boş bırakılan alan {i} | der Arbeitszoll {m} |
|
kök ve dallarının kesilmesi suretiyle küçük bırakılan süs ağacı {i} | der Bonsai {m} |
|
kölelere hizmeti karşılığı bırakılan arazi {i} | das Lehen {n} |
|
lehine mal bırakılan kimse {i} | der Bedachter {m} |
|
miras olarak bırakılan para {allg} | nachgelassenes Geld {allg} |
|
ölü gömülürken yanına bırakılan eşyalar {i} | die Grabbeigabe {f} |
|
ölümden sonra arkada bırakılan ün {i} | der Nachruhm {m} |
|
rahat bırakılan {s} | ungestört {adj} |
|
sadece çene kısmında bırakılan sakal {i} | der Kinnbart {m} |
|
serbest bırakılan hükümlü {mf} | Strafentlassene {mf} |
|
vasiyet yoluyla bırakılan mal {i}
[huk] | das Vermächtnis {n} |
|