geride {adv} | dahinten {adv} |
|
geride {s} | hinten {adj} |
|
geride {adv} | rückwärts {adv} |
|
geride {adv} | zurück {adv} |
|
geride bırakılan {s} | nachgelassen {adj} |
|
geride bırakılan {s} | postum {adj} |
|
geride bırakılan şöhret {i} | der Nachruhm {m} |
|
geride bırakmak {v} | ablaufen {v} |
|
geride bırakmak {v}
[sp] | distanzieren {v} |
|
geride bırakmak {fi} | hinterlassen {v} |
|
geride bırakmak {itr} | überflügeln {itr} |
|
geride bırakmak {v}
[oto] | überholen {v} |
|
geride bırakmak {v} | überlassen {v} |
|
geride bırakmak {fi} | zurücklassen {v} |
|
geride bırakmak {v} | in den Schatten stellen {v} |
|
geride daha var olan {s} | restlich {adj} |
|
geride durmak {fi} | hintanstehen {v} |
|
geride durmak {fi} | zurückstehen {v} |
|
geride kalan {s} | remanent {adj} |
|
geride kalan iz {i} | die Spur {f} |
|
geride olmak {fi} | nachstehen {v} |
|
gerideki {s} | rückwärtig {adj} |
|
geriden {adv} | rücklings {adv} |
|
geriden {allg} | von hinten {allg} |
|
geriden gelen birlik {i}
[ask] | die Nachhut {f} |
|
bir cismin geride kalan kısmı {i} | der Stumpf {m} |
|
burun farkıyla geride bırakmak {allg} | seine Nase vorn haben {allg} |
|
geride bırakılan {s} | postum {adj} |
|
geride bırakılan {s} | nachgelassen {adj} |
|
geride bırakılan şöhret {i} | der Nachruhm {m} |
|
geride bırakmak {v} | in den Schatten stellen {v} |
|
geride bırakmak {fi} | hinterlassen {v} |
|
geride bırakmak {fi} | zurücklassen {v} |
|
geride bırakmak {v}
[sp] | distanzieren {v} |
|
geride bırakmak {v} | überlassen {v} |
|
geride bırakmak {v} | ablaufen {v} |
|
geride bırakmak {v}
[oto] | überholen {v} |
|
geride bırakmak {itr} | überflügeln {itr} |
|
geride daha var olan {s} | restlich {adj} |
|
geride durmak {fi} | zurückstehen {v} |
|
geride durmak {fi} | hintanstehen {v} |
|
geride kalan {s} | remanent {adj} |
|
geride kalan iz {i} | die Spur {f} |
|
geride olmak {fi} | nachstehen {v} |
|
her şey geride kaldı {allg} | es ist alles vorüber {allg} |
|
işin zorunu geride bırakmak {allg} | aus dem Gröbsten heraus sein {allg} |
|
kötü bir şeyi geride bırakmış olmak {allg} | hinter sich haben {allg} |
|
ölen kişinin geride bıraktığı yakınlarına ödenen aylık {i} | die Hinterbliebenenrente {f} |
|
ölen kişinin geride bıraktığı yakınlarına yapılan yardım {i} | die Hinterbliebenenfürsorge {f} |
|
önem açısından geride olmak {fi} | zurücktreten {v} |
|
suyun arıtılmasında geride kalan artık {i} | der Klärschlamm {m} |
|
zorlukları geride bırakmak {allg} | über alle Berge sein {allg} |
|
zorlukları geride bırakmak {allg} | über den Berg sein {allg} |
|